kartonsan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kartonsan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Kağıt sektörünün 2023 hedefi: 35 milyar euro

Kağıt sanayî 2023 yılına kadar toplam 35 milyar euroluk katma değer yaratarak cari açığın azalmasına katkı sağlayacak.
Selüloz ve Kağıt Sanayi Vakfı Başkanı Erdal Sükan, 2023 yılına kadar toplam 35 milyar euroluk katma değer yaratarak cari açığın azalmasına katkı sağlayacaklarını belirtti.

Erdal Sükan, kağıt ve selüloz sektöründeki gelişmeleri değerlendirdiği açıklamasında, cari açığın azalmasına katkı sağlamayı amaçladıklarını belirterek, atık kağıdın geri kazanma oranının artırılmasının bu hedefe ulaşmada büyük katkısı olacağını vurguladı.

Sükan, Türkiye'nin 2010 yılı kağıt-karton üretiminin 2.537.896 ton, kağıt-karton tüketiminin 5.060.129 ton, kağıt-karton ithalatının 2.794.260 ton ve kağıt-karton ihracatının ise 289.216 ton olarak gerçekleştiğini ifade etti.

Türkiye'nin dış pazarlara gönderdiği paketlenebilir sanayi ve tarım ürünlerinin yüzde 90'ının AB ülkelerinde kabul gören kalite ve standartlara sahip oluklu mukavva ambalaj kutularıyla ihraç edildiğini belirten Sükan, şunları kaydetti:

''20. Yüzyılın son çeyreğinden itibaren atık kağıdın geri kazanılması daha da önem kazanıyor. Hammaddesinin tamamı veya bir kısmı atık kağıt olan tesis yatırımları artış göstermektedir. Türkiye'nin en önemli sorunu olan cari açığın kapatılması için de biz de sektör olarak var gücümüzle çalışacağız. 2023 yılına kadar toplam 35 milyar euroluk katma değer yaratarak cari açığın azalmasına katkı sağlayacağız.''

Selüloz ve Kağıt Sanayii Vakfı'nın atık kağıdın kirlenmeden ve çöplerle karışmadan toplanması konusunda sektörün ilk sivil toplum örgütü olduğunu anımsatan Erdal Sükan, Türkiye'de yılda 2.5 milyon ton atık kağıt toplandığını, bunun yüzde 25'inin sokak toplayıcıları tarafından gerçekleştirildiğini ifade etti.

Sektörde sadece kağıt-karton üretim tesislerinde çalışan kişi sayısının 5 bin olduğunu hatırlatan Erdal Sükan, AB ülkeleri, özellikle Kuzey Avrupa ve Rusya'nın düşük enerji ve hammadde maliyetleri, Uzakdoğu'nun ise kalitesiz hammadde, düşük enerji ve işçilik maliyeti ile ürettiği kağıt ürünlerinin yerli pazarı zorladığına dikkati çekti.

21 Şubat 2011 Pazartesi

Bu hisselere dikkat!

2 Ocak 2011 Pazar

Yatırım araçlarında denge değişiyor

Buğday, mısır, kahve, şeker, altın gümüş daha fazla yatırımcıların gündeminde olacak. Borsalarda yatırımcılar trend hisselerine; değerlenen emtia ve enerji bağlantılı şirket hisselerine yönelecek. Döviz kurlarındaki hareketten kâr yazacak şirketler önem kazanacak


Küreselleşme sürecinde piyasalar arasındaki etkileşim yatırım araçlarının dengelerini değiştiriyor. Yeni yönelimler, trendler sıcak paranın hareketine göre yön buluyor. Merkez bankaları bunu görerek 2010 sonunda “sıkılaştırıcı” önlemler almaya başladı. 2011’de de bunun sürebileceği sinyalleri geliyor. Çin Devlet Başkanı Hu Cintao, dünyanın çok kutuplu hale gelme ve ekonomide küreselleşme eğiliminin sürdüğünü ve dünya ekonomisinin canlanma sürecinin çetin olacağını belirtti. Çin, 2011 yılında para politikasını sıkılaştıracak. Sadece Çin’de değil bir çok ülkede önlemlerin arttığını göreceğiz. 

2010 yılı piyasalar için iyi bir yıl oldu. Krizin yaraları sarıldı ve önemli getiriler sağlandı. Borsanın yeni zirve yaptığı, faizlerin yeni dip seviyeler edindiği ve tahminde zorlanılan seviyeler gerçekleşti. Döviz ise yatay seyrini korudu. 2011 yılında alternatif piyasalar; faiz ve döviz, getiri olarak borsanın gerisinde kaldığı için belli bir süre daha hisse senetlerini izlemeye devam edeceğiz. 
Haziran seçimleri önemli
Ocak ortasından sonra genelde alışık olduğumuz geleneksel kâr satışları olasılığı dikkate almakta yarar var. Döviz kurlarının belli bir seviyenin üzerinde taban yapmaya başlaması dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı. 
Haziranda seçim var. Herkesten çok piyasalar bunun sonucunu merak ediyor. Endekste banka hisselerine yabancı satışları gelirken ve bankacılık kârları ile ilgili 2011’de çok olumlu şeyler söylenmemesi nedeniyle genel bir hareket ya da çıkış hareketi beklemek zor. Ancak yeni bir yabancı alım dalgası gelirse bu söz konusu olabilir. Zira yabancı yatırımcı da seçim sonuçlarını görmek isteyecektir.  

Seçim sonuçları nasıl olacak? Siyasi yapı nasıl etkilenecek? Seçim sonrasına bırakılan Anayasa değişikliği ve Güneydoğu ile ilgi sorunlarının nasıl şekilleneceğini yabancı yatırımcılar görmek isteyebilirler. Kredi notlarındaki artış yabancı ilgisini çekebilecek bir diğer gelişme. Euro Bölgesi’nde borç çevirme riski taşıyan ülkelerin kredi notlarını dikkate aldığımızda Türkiye bunu fazlasıyla hak ediyor. Böyle bir düzletme seçim öncesi mi yoksa seçim sonrasına mı kalacak bunu zaman gösterecek. 

İkinci yarıda FED izlenecek
Haziran ayı FED’in 600 milyar dolarlık tahvil alımlarının bittiği ay olacak. FED yeni bir karar almazsa bu tarihe kadar tahvil almaya yani piyasaya likidite vermeye devam edecek. Türkiye global ölçekte izlenen bir piyasa artık. Gelişmiş ülkelerden son yıllardaki fon akışının etkisiyle gelişmekte olan piyasaların öne çıkması ister istemez Türkiye’yi öne çıkardı. Makro ekonomik verilerin güçlü yapısı da bu görünüme katkı yaptı. Bu ilgi boş bir ilgi değil ve hemen sonlanmasını beklemek fazlaca karamsarlık olur. 
Banka hisseleri bu nedenle endeksi baskı altında tutsa da borsanın cazibesi bir süre daha korunabilir. Bu açıdan daha çok uzmanlık ve seçicilik öne çıkacak. Hisse seçiminde belki de endeks ve diğer hisselere göre performansı zayıf kalmış hisselere sıra gelebilir. Primli ve fiyatını bulmuş hisselerden çok primsiz kalmış hisseleri yakından izlemek gerekebilir. Ancak yine de temel verileri ve para girişleri gibi hisse tercihinde önemli kriterleri göz ardı etmeden bu hisseler değerlendirilebilir. 

“Ucuz etin yahnisi” hesabı sadece primsiz olması alım için yeterli değil. “Fiyatı yükselmeyen bütün hisseler kötüdür” diyen eski borsacıların sözünü de hatırda tutmakta yarar var.

AÇIKLANACAK VERİLER03 Ocak 2011 Pazartesi  
09:00  Türkiye CNBC-E Tüketici Güven Endeksi, Ara.
10:00  Türkiye TÜFE, Ara. (Beklenti: yüzde 0,26)
10:00  Türkiye ÜFE, Ara. (Beklenti: yüzde 0,33)
11:00  Türkiye TİM-İhracat Verisi, Ara.
10:58  AB İmalat Sektörü PMI, Ara.
17:00  ABD ISM İmalat Endeksi, Ara.
17:00  ABD İnşaat Harcamaları, Kas. 
04 Ocak 2011 Salı  
17:00  ABD Fabrika siparişleri, Kas. (Beklenti: -0,20 yüzde )
21:00  ABD Fed Toplantı Tutanakları 
05 Ocak 2011 Çarşamba  
11:00  AB PMI Hizmet Endeksi, Ara. (Beklenti: 53,7)
15:30  ABD ADP İstihdam raporu, Ara. (Beklenti: 100 Bin)
17:00  ABD ISM Hizmet Endeksi, Ara. (Beklenti: 55,5)
17:00  Türkiye BDDK-Bankacılık Sektörü Net Kâr/Zarar Durum, Kas. 
06 Ocak 2011 Perşembe  
15:30  ABD Haftalık İşsizlik Başvuruları (Beklenti: 400 Bin) 
07 Ocak 2011 Cuma  
12:00  AB GSYH-Son Veri,2010-3Ç (Beklenti: 0,40 yüzde )
15:30  ABD Tarım Dışı istihdam, Ara. (Beklenti: 135 Bin)
15:30  ABD İşsizlik oranı, Ara. (Beklenti: 9,70 yüzde )

Yurtdışındaki düşüşle iyimserlik korunamadı
Yılı olumlu kapatma çabası etkili olamadı ve dış piyasalardaki düşüşe iç piyasalar da uyum gösterdi. Faizlerde düşüş eğilimi sürerken döviz kurlarında ivmesi azalmasına rağmen tepki yükselişi devam etti. Sıcak paraya karşı alınan önlemlerin etkisiyle başta banka hisselerine gelen satışlar olmak üzere ilgiyi lokomotif hisseler dışındaki hisselere yöneltti. Yeni beklenti ihtiyacına dış piyasalardaki düşüş eklenince iç piyasalar iyimserliği koruyamadı. Dış kaynaklı gelişmelere duyarlılık artabilir. 

BORSA
Kâr satışları görülmeye başladı

Endekste sert düşüş sonrası gelen tepki alımları direnç seviyelerinde satışla karşılaştı. Piyasa gelen satışları karşılamakta zorlandı. Endeks 66.000 seviyesinin üzerinde tutunmazsa satışların devamıyla birlikte 65.300 ve 64.000 seviyeleri gündeme gelebilir. Dirençler  67.150 ve 68.000 seviyelerinde bulunuyor. Bu seviyelerde satışlar görülebilir.

DÖVİZ
Tepki çıkışı ivme kaybetti
Sıcak paraya karşı Merkez Bankası’nın aldığı önlemlerin etkisi hissedilmekle birlikte tepki çıkışı ivme kaybetti. Ancak kısa dönem için önemli direnç olarak kabul edilen 1.530 seviyesinin üzerinde işlem görmesi önemli. Bu seviyenin üzerinde tepki hareketinin devamı beklenebilir. Direnç 1.565 ve 1.610 seviyelerinde. İlk destekler ise 1.540-1.530’da.

FAİZ
Düşüş trendi sürüyor
2010 yılında düşüş trendi içerisinde olan faizler, Merkez Bankası’nın faiz indirim kararının etkisi ile düşüş trendini südürüyor. İlk takip edilecek seviye yüzde 7.00. Yukarı doğru hareketlerde 7.18-7.20 ve 7.40 seviyeleri izlenebilir. Faizlerde dip seviyelerde dalgalı bir seyir gözlenebilir. Daha çok yatay hareketlilik izlenecek.

ALTIN
1.415 seviyesi önemli
Kâr satışlarının etkisiyle bir süredir devam eden yatay hareket tepki yükselişiyle karşılaştı. İlk direnç ise 1.415 seviyesinde. Bu seviyenin geçilmesi durumunda çıkış hareketinin devamı beklenebilir. Sonraki dirençler 1.440 ve 1.500’de bulunuyor. İlk destek 1.390 seviyesinde bulunurken bu seviyenin üzerinde tepki hareketinin devamı beklenebilir.

DIŞ PİYASALAR
İyimserlik zayıflıyor
Dış piyasalarda olumlu hava sürmekle birlikte daha temkinli hareket görülüyor. Bu durum, Noel tatilinin verdiği rehavete bağlanabilir belki ama son günlerde piyasalar belli bir bantta seyrediyor. Yeni beklenti oluşturulamamasının yanı sıra kısa dönemli bakışta; piyasayı bozacak gelişmeler de bu görülmüyor. Piyasaların durgunluğu daha sonraki günlerde, çıkışın devamı için güç toplama mı, yoksa çıkamayan borsa düşer anlayışını mı getirecek bakacağız. Ancak yeni yılda piyasada iyimserlik bir süre daha korunabilir. Euro Bölgesi, ABD ve FED kaynaklı gelişmelerle birlikte Çin izlenecek. 

ABD
Çıkış trendi sürüyor
Çıkış hareketi devam etmekle birlikte ivme kaybetmeye başladı. İlk direnç 11.700 ve 11.800 seviyelerinde bulunurken  bu seviyelerde satışlar görülebilir. Sonraki direnç 12.000 seviyesinde. İlk destekler ise 11.500-11.420 seviyelerinde bulunuyor. Bu seviyenin üzerinde çıkış hareketi gücünü koruyabilir. Sonraki destek 11.330 seviyesinde

BREZİLYA
Tepki alımları geldi

Son dönemdeki düşüş hareketi tepki alımlarıyla karşılaştı. Tepki yükselişi güç kazanmaya başladı. İlk dirençler 70.600 seviyesinde görülüyor. Bu seviyelerde satışlar görülebilir. Bu seviyenin üzerinde sonraki dirençler 72.000-72.600’de. İlk destek ise 68.200 seviyesinde. Tepki yükselişinin devamı beklenebilir.

JAPONYA
Çıkış güç kaybediyor
Kısa dönemli çıkış hareketi yerini önce yatay harekete sonrasında ise güç kaybına bıraktı. İlk dirençler 10.370-10.400’de. Bu seviyeler kısa dönem için önemli. Bu seviyenin üzerinde çıkışın devamı beklenebilir. Destekler 10.180 seviyesinde bulunuyor. Bu seviyenin altında satışların devamı gelebilir.

ALMANYA
Kâr satışlarının etkisinde
Çıkış trendi korunmakla birlikte kâr satışları derinlik kazanmaya başladı. İlk destek 6.900 seviyesinde. Bu seviyenin altında çıkış trendinin altına salınım gerçekleşmekle birlikte daha önemli destek 6.700 ve 6.650 olarak görülüyor. İlk dirençler ise 7.000-7.080 seviyelerinde. Bu seviyelerde satışlar görülebilir. Sonraki direnç  7.200 olarak görülüyor.

YÜKSEK TEMETTÜ VERECEK HİSSELER

İş Yatırım'ın analizlerine göre 2011 yılında 7 şirketin yüksek temettü dağıtam potansiyeli var İş Yatırım analistlerine göre 2011 yılında Türk Telekom, Çelebi, Ford Otosan, Pınar Grubu, Tofaş, Mardin Çimento, Ünye Çimento yüksek kar payı dağıtacak.

İş Yatırım'ın analizlerine göre 2011 yılında 7 şirketin yüksek temettü dağıtam potansiyeli var

İş Yatırım analistlerine göre 2011 yılında Türk Telekom, Çelebi, Ford Otosan, Pınar Grubu, Tofaş, Mardin Çimento, Ünye Çimento yüksek kar payı dağıtacak.
İş Yatırım'ın bugün düzenlediği basın toplantısında 2011 yılına ait öngörülerini paylaştı. İş Yatırım, Türk bankacılık sektöründe karlılıkta 2011 yılındaki yüzde 1'lik artışın ardından 2012'de yüzde 14'lük artış beklerken, 2011 sonu için İMKB 100 beklentilerini 79 bine çıkardı ve 2011'de enflasyonda Merkez Bankasının nokta hedefinin tutturulamayacağını, yüzde 7,5 civarında olacağını öngördü.
İş Yatırım Araştırma Müdürü Serhat Gürleyen, 2011 yılına ilişkin beklentilerin aktarıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, dünya ekonomisindeki son duruma işaret ederek, Türkiye gibi ülkelerin genellikle dışardan kaynak geldiğinde büyümesini hızlandırdığını, dolayısıyla likiditenin bol olmasının ülkenin hızlı büyümesinde önemli bir etken olduğunu söyledi.
Bu süreçte yurt dışından gelen kaynakların iyi yönetilmesi gerektiğine dikkati çeken Gürleyen, ''İyi yönetilmezse dışardan gelecek kaynağın, sıcak paranın bazen yakıcı etkisi olabiliyor'' dedi.
''MERKEZ BANKASI ÇOK SERT BİR FREN İSTEMİYOR''
Gelişmekte olan ülkelerde dışardan gelen kısa vadeli paralara karşı önlemler alındığını, cari fazlası olan ülkelerin sermaye hareketlerine karşı genel sınırlamalar ve vergiler koyarak mücadele ettiğini belirten Gürleyen, şunları kaydetti:
''Bizim dışardan gelen kaynakları engellemek gibi alternatifimiz yok. Biz paranın gelmesini, ancak istediğimiz şekilde gelmesini istiyoruz. Yani sıcak para olarak gelmesin, daha uzun vadeli, yatırım için gelsin. Merkez Bankası ve BDDK'nın son dönemlerdeki tedbirlerini böyle bir çerçeveye oturtarak algılıyoruz. Alınan tedbirlere bizim yorumumuz, yurt dışından kaynaklar gelmeye devam etsin, ama bu kaynaklar gelirken yüksek cari açığın finansmanını dengeleyelim.
Merkez Bankasının aldığı önlemlerle kredi piyasasında çok sert bir fren yapılmasını istemediğini, olayların kendi normal seyrinde akmasını istediğini, buna karşılık cari açığın finansmanında bir iyileşme istediğini anlıyoruz.''
''ORTA VADEDE TL'NİN DEĞER KAZANMA EĞİLİMİ...''
Türkiye ekonomisinde canlanma ve faiz oranlarındaki gerilemenin başta bankacılık sektörü olmak üzere şirketlerin karlılıklarında önemli sıçrama sağladığını vurgulayan Gürleyen, Borsa piyasa değerinin yüzde 42'sini oluşturan bankaların karlarının 2009 yılında yüzde 55 artıştan sonra 2010 yılında yüzde 18, 2011 yılında yüzde 1 oranında artmasının beklendiğini söyledi.
Banka dışı kesimin kar artışının ise 2009'daki yüzde 20 artışın ardından hızlanarak 2020'da yüzde 27 büyüyeceği, 2011'de ise yüzde 17 olmasının beklendiğini kaydeden Gürleyen, bankacılık sektörünün hala yatırım yapılabilir, karlı bir sektör olduğunu düşündüklerini, 2011'deki yüzde 1'lik karlılık artışının ardından 2012'de bankacılık sektöründe yüzde 14'lük büyüme beklediklerini bildirdi.
Merkez Bankasının politika değişikliğinden sonra Türk Lirası ile ilgili görüşlerinde herhangi bir değişiklik olmadığını dile getiren Gürleyen, gelişmekte olan ülkelere sermayenin aktığı önümüzdeki 4-5 yılda TL'nin değer kazanacağı yönünde görüşleri bulunduğunu, orta vadede TL'nin değer kazanması eğiliminde bir farklılık olmasını beklemediklerini ifade etti.
Türkiye'de tahvil piyasasının gelişmesinde bankalara tahvil çıkarma izninin verilmesinin çok önemli bir aşama olduğunun altını çizen Gürleyen, sektörde toplamda 50 milyar lira civarında tahvil çıkarılmasını beklediklerini, ancak bunun geniş bir zaman dilimini kapsayabileceğini, 2011'de bunun beşte biri veya dörtte biri civarındaki miktarın gerçekleşebileceğini belirtti.
''KAĞIT PARALARA GÜVEN AZALIYOR, ALTIN DA OLMALI''
Serhat Gürleyen, dünyada özellikle gelişmiş ülkelerin kağıt paralarına güvende bir azalma olduğunu, bu nedenle portföylerde, alınabilecek risk iştahına karşın bir miktar altın ve emtia da taşınması gerektiğini düşündüklerini kaydetti.
Türkiye'de hane halkında hisse senedi sahipliği oranının yüzde 6-7'lerde olduğuna ve hisse senedinin bugüne kadar yüksek risk taşıyan yatırım aracı olarak algılandığına dikkati çeken Gürleyen, ''Hisse senedi yine riskli yatırım aracı olmaya devam ediyor. Ama tahvillerin reel getirilerinin çok düştüğü yerlerde iyi seçilmiş bir portföyün, tahvilden orta vadede çok daha iyi getiri sağlayacağını ve alınacak riskin de kabul edilebilir düzeyde olacağına inanıyoruz'' dedi.
Gürleyen, 2011 sonu için İMKB 100 beklentilerini 79 bine çıkardıklarını bildirdi.
Risklere ilişkin de Gürleyen, Türkiye'den çok yurt dışından gelecek risklerden endişe duyduklarının altını çizerek, piyasanın şu anda ihmal ettiği enflasyon riski bulunduğunu, enflasyonun yükselmesinin tablonun rengini bir parça değiştirebileceğini söyledi.
''EKONOMİ İÇİN GÖRDÜĞÜMÜZ RİSKLERDEN BİRİ ENFLASYON''
İş Yatırım Ekonomisti Burcu Ünüvar ise Türkiye için cari açığın önemli bir risk olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:
''Merkez Bankası'nın aldığı ve almaya devam edeceği önlemlere rağmen, önümüzdeki dönemde cari açığın Türkiye ekonomisi açısından çok büyük bir risk olmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Türkiye ekonomisi açısından gördüğümüz risklerden biri enflasyon... Önümüzdeki yıl enflasyonda hedefin üzerine çıkacağımızı öngörüyoruz. Emtia ve gıda fiyatlarındaki artış ile seçimler sonrasında kamu mallarına zam yapılması ihtimali nedeniyle 2011'de enflasyonun Merkez Bankasının nokta hedefini tutturamayacağını düşünüyoruz. Bu nedenle 2011 için enflasyon beklentimiz yüzde 7,5. Kamu maliyesi cephesinden gelecek zamların enflasyona etkisi 1 puan civarında olabilir. Bir tarafta hedefi tutturamayan bir Merkez Bankası, bir taraftan da enflasyonun kontrolden çıkmasını engelleyen bir Merkez Bankası söz konusu.''
İş Yatırım Araştırma Müdürü Emre Sezan da piyasa için gördükleri risk faktörlerine işaret ederek, özelleştirme ve halka arzlarla piyasaya yeni arzların gelmesinin endeks hedefine ulaşılmasını engelleyen unsurlardan biri olduğunu söyledi.
Sezan, faiz indirimlerinin ardından enflasyonun yükselmesi ve Merkez Bankasının beklenenden daha sert faiz artışları yapmak zorunda kalmasının, Avrupa'daki borç problemlerinin beklentiler yoluyla iç talebi ve yatırımları olumsuz etkilemesinin de diğer risklerden olduğunu kaydetti.

kaynak
http://www.borsagundem.com/haber/Yuksek-temettu-verecek-hisseler/43525

Yabanıların yeni gözde hisseleri

Yabancılar hangi hisseleri satıyor, hangilerini topluyor? 2010 yılında dip ve zirveye en yakın hisseler... Geçen hafta en fazla alım yapılan hisseler.


Küreselleşme sürecinde piyasalar arasındaki etkileşim yatırım araçlarının dengelerini değiştiriyor. Yeni yönelimler, trendler sıcak paranın hareketine göre yön buluyor. Merkez bankaları bunu görerek 2010 sonunda “sıkılaştırıcı” önlemler almaya başladı. 2011’de de bunun sürebileceği sinyalleri geliyor. Çin Devlet Başkanı Hu Cintao, "dünyanın çok kutuplu hale gelme ve ekonomide küreselleşme eğiliminin sürdüğünü ve dünya ekonomisinin canlanma sürecinin çetin olacağını" belirtti. Çin, 2011 yılında para politikasını sıkılaştıracak. Sadece Çin’de değil bir çok ülkede önlemlerin arttığını göreceğiz.

2010 yılı piyasalar için iyi bir yıl oldu. Krizin yaraları sarıldı ve önemli getiriler sağlandı. Borsanın yeni zirve yaptığı, faizlerin yeni dip seviyeler edindiği ve tahminde zorlanılan seviyeler gerçekleşti. Döviz ise yatay seyrini korudu. 2011 yılında alternatif piyasalar; faiz ve döviz, getiri olarak borsanın gerisinde kaldığı için belli bir süre daha hisse senetlerini izlemeye devam edeceğiz.

Haziran seçimleri önemli
Ocak ortasından sonra genelde alışık olduğumuz geleneksel kâr satışları olasılığı dikkate almakta yarar var. Döviz kurlarının belli bir seviyenin üzerinde taban yapmaya başlaması dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı.

Haziranda seçim var. Herkesten çok piyasalar bunun sonucunu merak ediyor. Endekste banka hisselerine yabancı satışları gelirken ve bankacılık kârları ile ilgili 2011’de çok olumlu şeyler söylenmemesi nedeniyle genel bir hareket ya da çıkış hareketi beklemek zor. Ancak yeni bir yabancı alım dalgası gelirse bu söz konusu olabilir. Zira yabancı yatırımcı da seçim sonuçlarını görmek isteyecektir.

Seçim sonuçları nasıl olacak? Siyasi yapı nasıl etkilenecek? Seçim sonrasına bırakılan Anayasa değişikliği ve Güneydoğu ile ilgi sorunlarının nasıl şekilleneceğini yabancı yatırımcılar görmek isteyebilirler. Kredi notlarındaki artış yabancı ilgisini çekebilecek bir diğer gelişme. Euro Bölgesi’nde borç çevirme riski taşıyan ülkelerin kredi notlarını dikkate aldığımızda Türkiye bunu fazlasıyla hak ediyor. Böyle bir düzletme seçim öncesi mi yoksa seçim sonrasına mı kalacak bunu zaman gösterecek.

İkinci yarıda FED izlenecek
Haziran ayı FED’in 600 milyar dolarlık tahvil alımlarının bittiği ay olacak. FED yeni bir karar almazsa bu tarihe kadar tahvil almaya yani piyasaya likidite vermeye devam edecek. Türkiye global ölçekte izlenen bir piyasa artık. Gelişmiş ülkelerden son yıllardaki fon akışının etkisiyle gelişmekte olan piyasaların öne çıkması ister istemez Türkiye’yi öne çıkardı. Makro ekonomik verilerin güçlü yapısı da bu görünüme katkı yaptı. Bu ilgi boş bir ilgi değil ve hemen sonlanmasını beklemek fazlaca karamsarlık olur.

Banka hisseleri bu nedenle endeksi baskı altında tutsa da borsanın cazibesi bir süre daha korunabilir. Bu açıdan daha çok uzmanlık ve seçicilik öne çıkacak. Hisse seçiminde belki de endeks ve diğer hisselere göre performansı zayıf kalmış hisselere sıra gelebilir. Primli ve fiyatını bulmuş hisselerden çok primsiz kalmış hisseleri yakından izlemek gerekebilir. Ancak yine de temel verileri ve para girişleri gibi hisse tercihinde önemli kriterleri göz ardı etmeden KARTONSAN, KONYA, AFYON ÇİMENTO, LOGO gibi hisseler değerlendirilebilir.

“Ucuz etin yahnisi” hesabı sadece primsiz olması alım için yeterli değil. “Fiyatı yükselmeyen bütün hisseler kötüdür” diyen eski borsacıların sözünü de hatırda tutmakta yarar var.

Ratings and Recommendations by outbrain